Kayıtlar

Ağustos, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zihin, tüm maddenin matrisidir!

Resim
“Gerçekte madde yoktur. Tüm madde kaynağını bir atomun parçacığının titreşimine neden olan ve bu küçük güneş sistemini bir arada tutan bir kuvvetten alır. Bu gücün arkasında bilinçli ve akıllı bir zihnin varlığını varsaymalıyız. Bu zihin, tüm maddenin matrisidir” (1) Max Planck “Zihin, tüm maddenin ana yapısıdır. Aslında madde yoktur. Zihin, tüm maddenin ana yapısıdır” (2) Max Planck “Eğer golf topu büyüklüğünde bilince sahipseniz, bir kitabı okuduğunuzda, golf topu büyüklüğünde anlayışa sahip olursunuz. Dışarı baktığınızda, bir golf topu büyüklüğünde farkındalık, ve sabah uyandığınızda, bir golf topu büyüklüğünde uyanıklılığınız olur. Eğer o bilinci genişletebilseniz; bu durumda okuduğunuz kitabı daha fazla anlar, daha fazla farkındalıkla dışarı bakar, ve uyandığınızda daha fazla uyanıklık içinde olursunuz. Bu, bilinçtir. Ve her birimizin içinde saf, titreşim halinde bir bilinç okyanususu var ve bu bilinç okyanusu, zihnin kaynağında ve temelinde, düşünc...

Laboratuvarda insan beyni üretildi

Resim
Amerikalı bilim insanları laboratuarda küçük bir insan beyni üretmeyi başardı. İnsan beyninin neredeyse tam bir küçük versiyonu olan beynin nörolojik hastalıkların tedavisine yardımcı olması bekleniyor. Ohio State Üniversitesi'nden Rene Anand, laboratuvar ortamında beş haftalık bir fetüsün beyniyle eşit olgunlukta bir beyin üretmeyi başardı. Anand, “Bu sadece gelişen bir beyin gibi görünmekle kalmıyor aynı zamanda farklı hücre türleri, bir beyin gibi tüm genleri gösteriyor” dedi. Bir bezelye büyüklüğünde olan beyinde çok sayıda hücre türü, beynin tüm ana bölümleri ve bir omurilik bulunuyor, ancak beyinin damarsız olduğu belirlenmiş. Beyin insan deri hücrelerinden üretildi ve şu ana dek üretilenler arasında gerçeğine en benzeri olarak nitelendiriliyor. Anand çalışma sonuçlarını Florida'da sağlıkla ilgili bir askeri etkinlikte açıkladı. Üniversiteden yapılan açıklamada Anand'ın, üretilen beynin ilaçların zihin üzerindeki etkilerinin test edilmesini daha kolay ve d...

BİR İMPARATORLUĞU AŞAN DİL

Resim
“ Hiyeroglif Luvicesi olarak adlandırılan dil, kardeş dili Hititçeyi de kapsayan Anadolu Dilleri ailesinin bir üyesidir. Hiyeroglif Luvicesi, Orta Anadolu ile daha sonraları Kuzey Suriye’de, MÖ 18. ile 8. yüzyıllar arasında konuşulmaktaydı.  “  Diğer yandan Geç Tunç Çağında Anadolu’nun büyük bölümü ile Kuzey Suriye’ye kadar uzanan Hitit İmparatorluğu’nun ana dili olan Hititçe, MÖ 1200 civarında yok olmuştur. Luvicenin bu dönemde hayatta kalması, Hititçenin ve günümüze kil tabletler üzerine kazınmış haliyle ulaşan çivi yazısının, yalnızca Hattuşa’daki (günümüzde Boğazkale, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti) yönetici sınıfın kültür ve ihtiyaçlarıyla kısıtlı kalmış olmasıyla açıklanabilir. Bu insanların Hattuşa’dan, bilinmeyen bir yere göç etmeleri ve Hitit İmparatorluğu’nun çökmesinin ardından, Güney-Orta Anadolu ve Kuzey Suriye bölgelerinde hayatta kalan dil Luvice olmuştur ve bu dil Anadolu’ya özgü hiyeroglif yazı tekniği ile yazılmıştır. Diğer ya...

MOZAİKLER NASIL ÜRETİLDİ?

Resim
''Mozaik üretiminin ilk zamanlarında, deniz ve nehir kıyılarından toplanan doğal çakıl taşları kullanılmaktaydı. Oldukça basit tasarımlara sahip erken örneklere Gordion’da rastlanmıştır (MÖ 8. yüzyıl). Yunanistan’da tam anlamıyla gelişen bu teknik, Pella, Makedonya’da bulunan MÖ 4. yüzyıl sonlarına tarihlenen örneklerde de görüldüğü gibi, figürlü tasarımlara gösterilen özenle birlikte oldukça sofistike bir dereceye yükseldi.'' Küçük ya da büyük, basit ya da gösterişli, ince ya da kaba olmaları fark etmeksizin tüm mozaikler belirli ortak özelliklere sahiptir: Küçük parçalar halinde kesilen malzemenin, düzgün ve kalıcı bir yüzey oluşturacak şekilde harç zemini içerisine yerleştirilmesiyle elde edilir. Mozaik üretiminin ilk zamanlarında, deniz ve nehir kıyılarından toplanan doğal çakıl taşları kullanılmaktaydı. Oldukça basit tasarımlara sahip  erken örneklere Gordion’da rastlanmıştır (MÖ 8. yüzyıl). Yunanistan’da tam anlamıyla gelişen bu teknik, Pella, Makedonya...

EŞİTLİKTEN TUTSAKLIĞA :HAYVAN

Resim
Yaklaşık 15 binyıl önce ilk kez köpeğin evcilleştirilmesiyle başlayan serüven; keçi, koyun, sığır ve domuz ile kanatlı hayvanların günümüzden yaklaşık 10 binyıl önce evcilleştirilmeleriyle sürmüş ve günümüzden 5 binyıl önce kedi ve 4 binyıl önce de atın evcilleştirilmesiyle sona ermiştir. Her şey hayvanın evcilleştirilmesiyle başlar. İlk kez insan ve köpek arasında Neolitik Dönemde kurulan bu çok yönlü ilişki, tarihsel süreçte daha da karmaşıklaşarak günümüze ulaşır. Ancak insan-hayvan birlikteliğinin temellerinin çok daha eski dönemlere uzandığı da bir gerçektir. Evcilleştirme, var olan bu ilişkinin –belki de- daha çok insan çıkarlarına göre yeni baştan oluşturulmasıdır. Hayvanlar; gerek sınır tanımaz güçleri, gerek yüreklere korku salan cesaretleri ve gerekse büyüleyici renklerle bezenmiş görünümleriyle, insan zihnini harekete geçiren önemli birer enerji kaynağı olmuşlardır. İnsan düş gücü, hayvanların bu korkutucu cazibesine ...

Wi-Fi Kansere Sebep Olur Mu?

Resim
Günlük hayatımızın bir parçası olan kablosuz internet teknolojisi (Wi-Fi) okulda, işte, evde, restoranlarda, marketlerde, parklarda, kütüphanelerde, hastanelerde yani kısacası her yerde. Ki zaten bu yazıyı da muhtemelen kablosuz bağlantıya sahip bir cihaz üzerinden okuyorsunuz. Dedik ya Wi-Fi artık her yerde. Bu yüzden de her bulunduğumuz ortamda Wi-Fi tarafından yayılan radyo frekans radyasyonuna da maruz kalıyoruz. Bu durumda bazılarımızı kanser riskinin artabileceğinden dolayı bir hayli endişelendiriyor. Acaba gerçekten Wi-Fi ile kanser arasında bir ilişki var mı? Bu soruya doğru bir cevap verebilmek için Wi-Fi’in sebep olduğu radyo frekanslarıyla ilgili iki çeşit araştırmayı incelemek gerekiyor.  Bu araştırmalardan ilki insanlar üzerinde deneniyor. Elde edilen sonuç ise radyo frekanslarının sebep olduğu radyasyona sürekli maruz kaldıkları için yüksek risk grubunda sayılan insanların kanser oranlarıyla radyo frekans radyasyonu arasında bir ilişki bulunamadı. Araştırmal...

ÇATALHÖYÜK HAYVANLARI

Resim
Çatalhöyük’te besin olarak en fazla tüketilen hayvanlar arasında olan evcilleştirilmiş koyun ve keçi, ritüel yaşamda büyük bir rol oynamazdı. Sembolik olarak, yabani öküz ve diğer yabani hayvanlar çok daha fazla önem taşıyordu. Sık resmedilen bir hayvan olan leoparın ise, Çatalhöyük halkı tarafından öldürülmesi veya besin olarak tüketilmesi yasaktı. Neolitik Dönem, insan-hayvan ve insan-insan ilişkilerinin köklü değişikliklere uğradığı bir dönemdir. İnsan, bitki ve hayvanları evcilleştirdikçe doğayı farklı bir biçimde algılamaya başlamış, ilk kez yabani ve evcil kategorilerini yaratmış, ilk kez hayvanlara ve araziye sahip olunabilecek şeyler olarak bakmıştır. Mülkiyet duygusu mirasla ilgili soruları ortaya çıkarmış ve aile yapısını değişime uğratmıştır. Toprağı işleme ve hayvanları otlatma, iş bölümünün düzenlenmesinde bazı değişikliklerin yapılmasını kurmuş, hayvansal ve tarımsal ürünlerin yabanıl kaynaklara göre daha kolay elde ediliyor olması büyük ziyafetlerin düze...

BİR MEDENİYETİN SONU HEYKELLER...

Resim
BİR MEDENİYETİN SONU HEYKELLER... Volkanik küllerden doğdular.... Ayaklanıp yürüdüler... Ağaçları katlettiler... Moai Heykelleri... Volkanik küllerden doğdular.... Ayaklanıp yürüdüler... Ağaçları katlettiler... Ataların kimliğine büründüler... Savaşlar çıkarıp bir medeniyeti yok ettiler... Onlar, insan kılığında, insan eliyle yapılmış devasa heykeller, Paskalya Adası'nın en gizemli sakinleri yani... Dünyanın en gizemli heykelleri olarak bilinen Maoiler, Büyük Okyanus'ta Şili'nin Paskalya Adası'nda yeralıyor. Dini içerikleri tam olarak bilinmese de iskelet biçiminde yaşadığına inanılan ataları temsil ettikleri düşünülüyor. Bereket ve hasat törenlerinde kullanılan heykeller, 1000 yıl önce Maoi halkı tarafından yapılmış. Heykeller, adadaki Rano Raraku Yanardağı'nın tüflerinden yapılarak daha sonra dikilecek yerlere taşınmış. Ortalama 12 m. boyundaki bu 50 tonluk heykellerin nasıl yerlerine taşındığı heykellerin gizemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Palmiye aga...

Evrenin oluşumu Big Bang - 2

Resim
Büyük Patlama’nın bir saniyenin milyonda birinden daha az bir zamanı içinde, kâinat bir anda değişip bir atomdan birkaç milyar kat daha büyük hale geldi. Sonra da bir beyzbol topu büyüklüğüne erişti. Bu an içinde 13,7 milyar yılda olduğundan daha hızlı büyüdü. Evrenin ilk anlarında enerjiden başka hiçbir şey yoktu. Peki, saf enerji nasıl maddeye dönüştü? Saatler, dakikalar ve saniyeler günlük yaşamın temelini oluşturuyor. Fakat büyük patlamadan sonra her şey 1 saniyeden daha kısa bir süre içinde gerçekleşti. Bu zaman dilimini kavramak ve her dilimini analiz etmek oldukça zordur. Bunun için bilim adamları, Planck zamanı denilen yeni bir zaman ölçümü kullanırlar. Bir Planck zamanı 10-43 saniyedir. Bu hayal edemeyeceğimiz kadar küçük bir zaman dilimidir. Fakat bu Planck zamanının ilk anında olanlar bundan sonraki 13,7 milyar yılın kaderini belirledi. Bu büyük patlamanın ardından, doğanın dört temel kuvveti meydana geldi. Bu kuvvetler etrafımızdaki her şeyin temelini oluşturur. Yıldı...

GÖKTEKİ TANRILAR ADINA BİR MABED...

Resim
Roma'da pagan inancına ait tüm yapılar yerle bir edildi. Bir tek tüm tanrılar adına yapılan Pantheon ayakta kaldı. Kilise, bu görkemli yapıyı yıkmak yerine katolik inancına hizmet etmesi için dönüştürdü. Bu olay, bir söylentiyi doğurdu. Tanrılar, bu gizemli yapıyı korumuş kilise, efsunlular listesine alarak Pantheon'dan çekinmişti. Yüzyıllar, ona yeni gizemler ekledi. Devasa sütunları ve göğe açılan kubbesi ile Roma'nın en ihtişamlı eseri olan Pantheon, M.Ö 25'li h yapıldı. Jüpiter (Zeus), Mars (Ares) , Satürn (Kronos) , Venüs (Afrodit) ve Merkür (Hermes) adına yapılmasından dolayı Tüm Tanrılar yani Pantheon Tapınağı olarak anıldı. İlk mimarı Marcus Agrippa'dı. Ancak yapı büyük Roma yangınında zarar gördü. Bugünkü hali Hadrianus döneminden kaldı. M.S 120 yılından bu yana ayakta duran yapı özellikle kubbesi ile pek çok sanatçıya ve mimara ilham verdi. Michelangelo, Pantheon'un içine girdiğinde gözlerine inanamadı: "Hayır, burayı bir insan yap...

Evrenin oluşumu Big Bang -1

Resim
Hiçbir şeyin olmadığı bir an düşünün. Ne madde ne de enerji var. Hatta boşluk bile yok. Zaman henüz doğmamış. İşte bu hiçlik anında, muazzam derecede yoğun, hiçbir yıldızın sıcaklığı ile kıyaslanamayacak kadar sıcak ve atomdan bile küçük bir noktadan evrenimiz doğdu. Her şey büyük patlama ile başladı. Günümüzde büyük patlama teorisi genel kabul görmüş durumda. Peki, bu teoriye yol açan faktörler neydi ve Big Bang yani Büyük Patlama’nın gerçek olduğu nasıl kanıtlandı? Big Bang yazı dizisinin ilki olan bu bölümde Büyük Patlama teorisinin yaklaşık bir asırlık gelişim sürecinden bahsedeceğim. İkinci yazımda ise zamanı geriye sarıp Büyük Patlama’nın ilk 1 saniyesine gideceğiz. Maddenin hiçlikten nasıl meydana geldiğini izah etmeye çalışacağım. O halde başlayalım. 1929 yılına kadar evrenin statikçe sonsuz boyutta olduğu ve her zaman var olduğu düşünülüyordu. California’daki gözlem evinde Edwin Hubble’ın (Andromeda Gökadasını keşfederek evrende kendi galaksimiz Samanyolu dışında ...