Kayıtlar

Kasım, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Süpernova gözlemleme zamanı

Resim
2016 Yılında Bir Süpernova Patlaması Gözlenecek; Normalde süpernova patlamalarını önceden öngörmek mümkün değildir. Diğer tüm yıldızlardan gelen ışık gibi, süpernovaları görmemizi sağlayan ışık da ışık hızının sınırlı olmasından ötürü bize gecikmeli bir zamanla ulaşır. Yani orada bir süpernova patlaması gerçekleşse dahi bunu görebilmemiz ancak o patlamadan gelen ışığın bize ulaşmasıyla mümkün olur. Bu durumda nasıl oluyor da 2016 yılında olabilecek bir patlamayı bilebiliyoruz? Yıldız ölümün eşiğinde mi? Aslında evet, fakat bu yeterli bir tespit değil. Tıpkı bir insanın durumunda olduğu gibi, yaşlı da olsa tam olarak ömrünün ne zaman sona ereceğini bilemiyoruz. Aslında başka bir detay daha var. Tam süpernova patlamasının öncesinde yıldızın içerisinde gerçekleşen bazı nükleer tepkimeler nötrino açığa çıkarabiliyor. Bu nötrinolar yıldız patlamadan hemen önce yola çıkarak bize bir uyarı işareti veriyor. Fakat bu 2016 yılında olacak bir patlamayı öngörmemizi sağlayacak bir zaman aralığı içi...

SPAGETTİ BULUTLUSU (Simeis 147)

Resim
      Spagetti Bulutlusu (Simeis 147) Bu görmüş olduğunuz bulutsu, bizden yaklaşık 3.000 ışık yılı uzaklıktaki ölü bir yıldızın kalıntısı, yani, bir süpernova artığıdır. Süpernovalar, Güneş’den onlarca kat büyük yıldızların ömürlerinin sonuna gelip yakıtları tükendiğinde, kendi içlerine çok büyük bir hızla çökmesi sonucu meydana gelen muazzam yıldız patlamalarına verilen isimdir. Spagetti Bulutsusu’nu oluşturan yıldız da, daha önceki yazılarımızda detaylarıyla açıkladığımız bu mekanizma yoluyla yaklaşık 40-45 bin yıl önce benzer biçimde patlayarak geride bu muazzam güzellikte kalıntıyı bırakmış durumda. Bu patlamalar sonunda, ortaya saçılan yıldız artıklarının tam ortasında, geride ya bir nötron yıldızı, ya da bir karadelik kalır. Simeis 147’nin ya da diğer bir adıyla Spagetti Bulutsusu’nun merkezinde de PSR J0538+2817 ismi verilen bir nötron yıldızı (atarca) var. Kendi çevresinde muazzam bir hızla dönen bu nötron yıldızının varlığını, yaydığı düzenli ışınım sayesinde bel...

4000 yıllık HİTİT DUASI

Resim
Unutulmamalıdır ki dua kurban gibi kavramlar semavi dinleriden önce de kullanılıyordu kurban ve dua ilkel insanların doğayı açıklama ve düzenlemek için kullandığı yöntemdir. 4000 Yıllık HİTİT DUASI. TANRIM, Bana değiştirebileceğim  şeyleri değiştirmek için  CESARET, Değiştiremeyeceğim şeyleri  kabullenmek için SABIR, İkisi arasındaki farkı bilmek  için AKIL ve beni aşkın  körlüğünden ve yalanlarından  koruyacak DOSTLAR ver. TANRIM, BENİ YAVAŞLAT.

Sümerler'de kurban olarak insan

Resim
Sümer'in erken dönemlerinde (MÖ: 4000-3000 ) Tanrı Enlil zamanlarında; bir metinde; sonradan ortadan kaldırıldığı halde insan kurban edildiğini anlatır: “Bırakınız “algal” insanlar arasında başını kaldıran çocuğu istesin. Yaşam için çocuğu vermelidir. Kendi başı için çocuğun başını, kendi boynu için çocuğun boynunu, kendi göğsü için çocuğun göğsünü vermelidir.” Şu anda Louvre Müzesi'nde bulunan ünlü Akbaba Dikilitaşı'nda sepet örgüsünden yapılmış bir kafes vardır ve bu kafesin içi kralın gürzü ile öldürülmeyi bekleyen tutsaklarla doludur. (MÖ:2600) Ayrıca bazı baskı mühürlerin üzerinde insan kurbanını andıran bir sahne kazılıdır. Sonraki dönemlerde insan kurbanı azalmıştır. Kurban insanın yerini öküz ve koyun alır. Asur'lu fatihin yendiği düşmanını kazığa oturtması da söz konusudur. Sonraki dönem olan Babil İmparatorluğu'nda MÖ:2000 ve sonrasında Tanrı Marduk zamanında adaklar listesinde çocuk ya da insan yoktur. Bu uygulama erken dönemde terkedilmişt...

Dünyayı korkutan dirençli bakteri

Resim
Uzmanlar antibiyotik kıyametinin eşiğine gelindiği uyarısında bulunuyor. Zira Çin'de en güçlü antibiyotik olan ‘polymyxins’e dirençli yeni bakteriler bulundu. Bu bakterilerin tüm dünyaya yayılmasından korkuluyor. Böyle bir durumda antibiyotikler tamamen işlevsiz kalabilir, en basit enfeksiyon hastalıkları bile artık tedavi edilemeyebilir. Antibiyotik tedavisinin sonuna yaklaşılıyor. Lancet tıp dergisinde yer alan bir habere göre tüm diğer tedavilerin işe yaramadığı durumlarda kullanılan en güçlü antibiyotiğe bile dirençli yeni bir bakteri bulundu. Son çare olarak başvurulan ve çok güçlü bir antibiyotik olan Polymyxins'e dirençli bakteriler Çin'de domuz ve insanlarda görüldü. Çinli bilim insanları mcr-1 adı verilen yeni gen mutasyonunun Polymyxins'in bakterileri öldürmesini engellendiğini belirledi.  Bu mutasyona uğrayan bakterilerin sadece Çin değil Laos ve Malezya'da da yayıldığı belirtiliyor. TIP DÜNYASI KAYGILI Uzmanlar şimdi bu bakterilerin tüm dünyaya yayılması...

Dünya'nın manyetik alanı

Resim
Dünya ve onun Manyetik alanı Gezegenimizde insanoğlunun henüz ziyaret etmediği bir yer var. Daha önce kimsenin görmediği bu yerde olup bitenler, hepimize hayatımızın her gününe tesir ediyor. Bu yer yaklaşık 3200 kilometre altımızda, Dünya'nın eriyik çekirdeği. Burada, sıvı demirden oluşan devasa okyanus görünmez bir kuvveti üretiyor: Dünya'nın manyetik alanı.  Bilindiği gibi pusulalar çalışmak için manyetik alana ihtiyaç duyarlar. Dünya'nın manyetik güney kutbu, coğrafi kuzey kutbu, coğrafi güney kutbu manyetik kuzey kutbuyla eşleşir. Pusula iğnesinin kuzey kutbu, zıt kutuplar birbirini çekeceğinden, dünyanın manyetik güney kutbu tarafından çekilecek ve dolayısıyla coğrafi kuzey kutbunu gösterecektir. Manyetik alan Dünya'nın koruyucu güç tabakasıdır. Aynı kapalı alanın sağladığı koruyuculuk gibi manyetik alanda Dünya'yı olumsuz hava koşulları ve radyasyondan korur. Komşularımız Venüs ve Mars'ın manyetik alanları düşüktür, o ned...

Tardigrad: İmkansız Şartların Canlısı

Resim
Tardigrad: İmkansız Şartların Canlısı Bize öyle bir canlı söyleyin ki bu canlı yüksek sıcaklıklara, dondurucu soğuklara, doğal afetlere, radyasyona, uzay boşluğuna meydan okusun dayansın ve yaşasın… Eminim aklınıza hiçbir canlı türü gelmemiştir. Fakat ben size böyle bir canlı söyleyebilirim. Bu canlı bizim gözle göremememize rağmen aklınıza gelebilecek her türlü uç noktadaki durumlara ayak uydurabilecek olan   tardigradlar  (Su Ayıları) … Tardigradlar mikroskobik canlılar olup omurgasız hayvan şubesinden. Yaklaşık 960 türü biliniyor. Küçük olmalarına rağmen olağanüstü ortam koşullarına da dayanıklıdır. Yüksek sıcaklıktaki bölgelerden, denizin derinlerine, kutuplardan, atmosferin üst katmanlarına, radyasyona, susuz ortamlara kadar her yerde yaşayabilirler. Aynı zamanda, göl, tatlı su kaynakları, taş duvarlar ve çatı gibi daha ılımlı ortamlarda da bu canlılar görülebilir. Genellikle nemli ortamlarda yaşayan bu türler, düşük nem ortamlarında da hayatta kalabiliyor. ...

Babil kulesi

Resim
Babil Kulesi; dillerin kökenine ait eski bir inanış Pek çok efsanede ve kutsal kitaplarda adı geçen Babil Kulesi, yeryüzündeki ulusların ve onların konuşmakta olduğu binlerce dilin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili bir inanış unsurudur: İnsanlar, Tanrıya ulaşmak ve ona daha yakın olabilmek için, uyum içerisinde ve büyük bir istekle göğe yükselen bir kule inşa etmeye girişmişlerdir. Kule, çok geçmeden yükselmeye başlamış ve bunu gören Tanrı, kuleyi inşa eden her insana ayrı bir dil vermiş, onları dünyanın dört bir tarafına savurmuştur. İnsanlar birbirleriyle anlaşamadıkları için kulenin yapımı da durmuş ve dünya üzerinde çok sayıda ulus ve bu uluslara ait binlerce dil türemiştir. Babil Kelimesi Bâbil, Akad dilindeki bāb-ilû kelimesinden teşekkül etmiştir ve 'Tanrının kapısı' anlamına gelmektedir; zira Akad diliyle benzerlikler gösteren Arapçada da bâb kelimesi 'kapı' anlamındadır. Kelime, Türkçeye de buradan geçmiştir. Ayrıca, Kur'an'da ve Hristiyanla...

Hadi 100000bin Yıllık Aslan Klonlayalım.

Resim
Yakutistan Bilimler Akademisi’nde görevli genetik bilimciler, Abıskiy bölgesinde buldukları kalıntılarda, 100 bin yıl önce yaşamış ve nesli tükenmiş bir tür mağara aslanı üzerinde yaptıkları ilk incelemeler sonrası, mağara aslanını klonlamayı düşünüyor. Yakutistan Bilimler Akademisi nezdinde görevli bilim insanlarından Albert Protopopov “Mağara aslanlarının nesli mamutlardan daha önce tükendi. Bugüne dek bu canlı türünün kürklerinin ne renkte olduğu, yelelerinin olup olmadığı dahi bilinmiyordu. Ancak şu anda bu türü inceleme şansına sahibiz” dedi. Mağara aslanı kalıntıları incelenecek Bilim insanları tarafından Asya kıta sahasında bulunan mağara aslanlarının DNA’larını incelemek üzere bir çalışma grubunun kurulacağını bildiren Protopopov, klonlama konusunun ancak DNA incelemelerinden elde edilecek bulgularla ele alınabileceğini belirterek, “Kazılarda bulduğumuz mağara aslanlarından henüz genetik bir materyal elde etmedik. Henüz bu canlı türünün kalıntılarının ne derece yeterlil...

BABİLİN BAŞ TANRISI : MARDUK

Resim
  Marduk  tevrat'ta Merodach), antik Mezopotamya'daki geç dönem tanrılarından birinin adı. Babil şehrinin baş tanrısıydı; Hammurabi zamanında Babil, Fırat vadisinin politik merkezi olduğunda, Babil panteonunun başı olarak Marduk'a tapınılmaya başlanmıştır. Babil yaratılış destanı olan Enûma Eliş'te tanrıların en büyüğü ilan edilmiştir. Lakabı “Büyük Efendi, dünyanın ve cennetin efendisi” idi. Gücünün, her zaman fakir insanlara yardım etme ve kötüleri cezalandırmada kullandığı bilgeliğinde saklı olduğuna inanılırdı. Mardok olarak da okunabilir. Bereket tanrısıdır ve sembolu mer-doğ (bağ belidir) ileriki tarihlerde bu mazda olarak değişecektir. Bu tanrıya inananlardan biri de mardailar yani Mardinlilerdir (Merd-inliler). Daha sonra (r fonetiğinin düşmesi ile) Medlere dönüşmüş olma ihtimali vardır. Mezopotamya dininde Babil'in büyük koruyucu tanrısıdır. Bu özelliğiyle sonunda Bel'le özdeşleştirilmiştir. Eskiçağ çok tanrılıcığında Marduk özel bir y...

Dünya asla dönüşü olmayan bir yolda !

Resim
İklim değişikliği ve küresel ısınma Dünya üzerinde önemli değişikliklere yol açıyor. Alman uzmanların Güney Kutbu'nda yaptığı bir araştırma, çarpıcı bir uyarıya neden oldu. Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü'nce yapılan incelemenin sonuçları, ABD'nin önde gelen bilimsel dergilerinden "Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America"da yayınlandı. İklim değişikliği ve küresel ısınma Dünya üzerinde önemli değişikliklere yol açıyor. Alman uzmanların Güney Kutbu'nda yaptığı bir araştırma, çarpıcı bir uyarıya neden oldu. Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü'nce yapılan incelemenin sonuçları, ABD'nin önde gelen bilimsel dergilerinden "Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America"da yayınlandı. BATI ANTARKTİKA'DAKİ BUZ TABAKASI ERİYOR Uzmanlar, Batı Antarktika'daki buz tabakasını inceledi. Buz tabakasının büyük kısmı, deniz seviyesinin altında, ana kaya ü...

Bir devekuşu ve dinazor evet.

Resim
DEVEKUŞUNA BENZEYEN DİNAZOR BULUNDU Paleontologlar, Kanada’nın Alberta bölgesinde 2009 yılında bulunan dinozor fosili üzerindeki araştırma sonuçlarını sundu. Tüy ve deri kalıntıları bakımından nadir bir fosil olarak kabul edilen dinozorun, anatomik yapısının da devekuşuna benzediği ifade edildi. İki ayak üzerinde hızlı hareket eden ve genelde et tüketen teropoda sınıfından bir Ornithomimus olduğu tahmin edilen tüylü dinozorun, Kretase Dönemi’nin sonlarında, 66 milyon yıl önce yaşadığı ifade edildi. Aaron van der Reest’in ortaya çıkardığı dinozorun, tüylü Ornithomimus’lara ait sadece üç kalıntıdan birisi olduğu belirtildi. Van der Reest, fosilin boyun kısmında çok az, bacaklarında ve kuyruğunun alt kısmında ise tüye sahip olmadığını söyledi. Araştırmacılar, çıplak derisi sayesinde dinozorun modern devekuşları gibi vücut ısısını düzenlediğini tahmin ediyor. Alberta Üniversitesi’nde profesör olan Alex Wolfe, ‘tüylerin zamanla gelişimi hakkında yeni bilgiler elde edebileceklerini’ söyleyer...

Kendi beyninize bilgisayar parçası ekletir miydiniz?

Resim
BİR NÖROBİLİMCİ KENDİ BEYNİNE BİLGİSAYAR PARÇALARI EKLETTİ Düşüncülerini bilgisayara aktarabilmek adına bir nörobilimci, kendi beynine bazı bilgisayar parçalarını ekletti ve kendini bir denek haline getirdi. Gelişen teknoloji ve tıp, bundan birkaç sene öncesinde bilim-kurgu olarak görülen beyin düşüncelerini dijital ortama aktarma yönteminin gerçek olmasını mümkün kıldı. Bu gelişmeler sayesinde, bazı vücut işlevlerini kullanmaktan mahrum olan kişiler normal insanlar gibi hayatlarını devam ettirmeye bir adım daha yaklaşmış oldular. İnsanların düşüncelerinin oluşmasını sağlayan ve aynı zamanda makineler tarafından da algılanabilen beyin dalgaları, doğru şekilde okunabildikleri takdirde biz düşünmek dışında hiçbir şey yapmasak da dijital ortama aktarılabiliyor, hatta bu aktarılanlara göre bazı işlevler gerçekleştirilebiliyor. Bu konuda yürüttüğü çalışmaları bir adım ileri taşımak için oldukça hevesli olan bir nörobilimci, Phil Kennedy, senelerdir üzerinde çalışmalar yürüttüğü bu alanda da...

Aztekler:Güneşin çocuklar

Resim
Şafağın ilk hafif aydınlığında İspanyol komutanı kıtasını düzenlemeye girişmişti. Borular çoşturucu seslerini, ta dağların uzak yakınlarına karışıp sönünceye dek suların ve ormanın üzerinde çınlattıkları zaman, yüreklerini çarpa çarpa bayraklarının altında topladılar. Yalnız sayısız  Teocalli’lerin basamaklı piramit tapınakların sunakları üzerindeki kül renkli sabah sisi içinde belli belirsiz seçilen kutsal ateşler, başkentin yerini belli ediyordu. Sonta ta, doğudaki sıradağlardan yükselen güneşin güzel vadiye döküldüğü görkemli ışıkla tapınaklar, kuleler ve saraylar göründü. Bu gün 8 Kasım 1519 idi. Avrupalıların batıdaki dünyaya ayak bastıkları, tarihin en ayrıcalıklı günleriyden biriydi bu. Geçen yüzyılın tarihçilerinden W.H Prescott, İspanyol Serüvenci Hernando Cortez’in yanındaki dörtyüz İspanyol ile Aztek İmparatorluğunun başkenti Tenochtitlan ‘ı ilk gördüğü anı böyle anlatıyor. Hernando Cortez Azteklerin başkenti Tenochtitlan dünyanın en güzel kentlerinden b...

ODYSSEİA ve İLYADA Destanı

Resim
ODYSSEİA ve İLYADA Destanı 2.kısım ODYSSEİA Eski Yunan’da, şair Homeros’un yazdığı varsayılan iki büyük destandan biridir. Destana adını veren kahraman Odysseus’un bir başka adı da Ulysses’tir. Homeros’un öbür destanı bildiğimiz gibi İlyada’dır. Gerek İlyada, gerek Odysseia,Yunanlılar’la Truvalı’lar arasındaki savaş üstüne Yunanlılar’ın anlattığı bir dizi efsaneden oluşur. Bu savaşta Yunan orduları Truva kentini on yıllık bir kuşatmadan sonra ele geçirerek yerle bir ettiler. Homeros İlyada’da, kuşatmanın onuncu yılında olup bitenleri anlatır oysa Odysseia’nın öyküsü daha sonra, uzun savaşın bitiminde tüm Yunanlı kahramanlar evlerine dönerken başlar. Bu türden birçok dönüş öyküsü yazıldıysa da Homeros, Odysseus’un aşılması güç engeller ve serüvenler dolu öyküsünü çok güzel bir şiir diliyle kaleme aldığı için Odysseia zamanımıza kadar gelebilmiştir. Odysseus’u, Yunanistan Yarımadası’nın batı kıyısı açıklarındaki İthake Adası’ndaki evinde karısı Penelope ile oğlu Tel...